Bugun...


Aslı Öz

facebook-paylas
OBEZİTE NEDİR ?
Tarih: 16-12-2020 21:35:00 Güncelleme: 16-12-2020 21:35:00


Obezite; vücutta normalden fazla miktarda yağ dokusu birikmesi sonucu ortaya çıkan, giderek artan bir hastalıktır. Morbit obizete ise kişinin hayatını tehdit eden ve yaşamını kısıtlayan obeziteyi tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve yaklaşık 1.6 milyar fazla kilolu birey bulunmaktadır.  Son yıllarda görülme sıklığının artması ve bu sebeple sağlık problemleri ile yaşam kalitesini ve süresini düşürmesi sebebiyle günümüzün en önemli sağlık problemlerinden birisi olmuştur. 

 

Obezite; vücutta normalden fazla miktarda yağ dokusu birikmesi sonucu ortaya çıkan, giderek artan bir hastalıktır. Morbit obizete ise kişinin hayatını tehdit eden ve yaşamını kısıtlayan obeziteyi tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve yaklaşık 1.6 milyar fazla kilolu birey bulunmaktadır.  Son yıllarda görülme sıklığının artması ve bu sebeple sağlık problemleri ile yaşam kalitesini ve süresini düşürmesi sebebiyle günümüzün en önemli sağlık problemlerinden birisi olmuştur. 

 

OBEZİTENİN SEBEP OLDUĞU SAĞLIK SORUNLARI VE RİSK FAKTÖRLERİ

Obezite tek başına bir sağlık problemi iken beslenmemizdeki hataları düzeltmediğimiz takdirde;

  • İnsülin direnci-hipoinsülinemi (yetersiz insülin salınımı),
  • Tip 2 Diabetes Mellitus (ilaca bağlı şeker hastalığı),
  • Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi,
  • Metabolik sendrom,
  • Karaciğer yağlanması,
  • Safra kesesi hastalıkları,
  • Uyku apnesi,
  • Solunum güçlüğü,
  • Gebelik komplikasyonu,
  • Menstruasyon düzensizlikleri,
  • Aşırı kıllanma,
  • Ameliyat risklerinin artması,
  • Bazı kanser türleri,
  • Kas/iskelet problemleri,
  • Ruhsal bozukluklar gibi birçok hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.

 

HASTALIKLARA YAKALANMAMAK İÇİN BESLENMEMİZDEKİ HATALARI NEYE GÖRE VE NASIL DÜZETMELİYİZ ?

Öncelikle  kronik bir hastalık olan obeziteden bahsedecek olursak; alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması obeziteye yakalanmadaki en temel sebeptir. İlerleyen yaşla birlikte bazal metabolizma hızının (organların çalışması ile ve vücut ısısının dengelenmesi ile harcanan enerji) yavaşlaması kişinin enerji harcamasını azaltacağı için günlük alınan enerjide kısıtlama getirilmediği ve fiziksel aktivite arttırılmadığı zaman obezitenin kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. 

Fazla alınan enerji yağ dokusu içerisinde trigliserit olarak depolanır. Bu sebeple kan değerlerimizde trigliserid ve kötü kolestrol dediğimiz LDL kolestolün artmasına sebep olur. Beslenmemizde değişiklik yapılmazsa ve hem yağlı yiyecekleri fazla tüketip hem de aşırı miktarda kalori alınırsa; karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları ve koroner kalp hastalıkları gibi birçok hastalığa zemin hazırlanmış olunur. 

Öğünlerin atlanması, işlenmiş gıdalar dediğimiz paketli market ürünlerinin fazla tüketilmesi ise ilk başta insülin direncine daha sonra tip 1-2 diyabete (şeker hastalığına) neden olmaktadır. Bu tür gıdalar genel olarak bakıldığında glisemik indeksi çok yüksek gıdalardır ve kan şekerinin bir anda yükselmesine daha sonra da düşmesine sebep olur. Kandaki şeker iniş-çıkışları ise pankreası yorar ve yeterli insülin salgılamamaya başlar. Önce insüline karşı bir direnç daha sonra da kanda şeker seviyesinin yükselmesine bağlı tip 1 veya 2 diyebet gelişir.

 

Kilo alımının nedeni; günlük alınan enerji ile harcanan enerjinin eşitsizliğinden kaynaklanmakta olup fiziksel aktivite yetersizliği ve sağlıksız beslenme nedenleri de eşliketmektedir. Bu eşitsizlikten kaydaklanan fazla enerji yağ olarak depolanmaktadır. Obez bireylerde kilo kaybının sağlanması ve ideal kilonun korunması için kişiye özgü diyet ve düzenli egzersiz yapılması en başarılı yöntemdir.

NASIL BİR BESLENME SAĞLIKLI BESLENMEDİR ?

Mutlaka 3 ana öğünden oluşan ve kişinin hastalık/kilo durumuna göre 2-3 ara öğünle tamamlanan bir beslenme programı olması gerekmektedir. 2 ana öğünün arası 4-6 saattir. Ara öğünler yapılmadığı taktirde kan şekeri düşer ve açlık durumu artar bu sebeple hem glisemik indeksi çok yüksek olan rafine karbonhidratlara eğilim artar hem de  bir sonraki ana öğünde bilinçsizce, çok fazla yemek tüketilir.

 

Diğer ülkelere göre günlük tuz tüketimimiz 3 kat daha fazladır. Yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından kurtulmamız gerekir, günlük minimum 10 bardak su tüketmemiz gerekir, günün ilerleyen saatlerine doğru daha hafif öğünler tüketilmelidir, uyku saati ile son ana öğün arasında en az 4 saat olmalıdır.

Kronik hastalıklarla mücadele etmemek ve aynaya bakınca fazla kilolardan dolayı huzursuzluk duymamak için sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmemiz gerekmektedir.



Bu yazı 871 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
485 Okunma
360 Okunma
329 Okunma
321 Okunma
319 Okunma
316 Okunma
282 Okunma
248 Okunma
230 Okunma
214 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI